Dinimizin sağlığa verdiği önem HAZIRLAYANIN ADI: Osman Şevket KARAASLAN ÜNVANI:Yayaköy Köyü Camii İmam-Hatibi/Şarköy
15 Ocak 2012 Pazar 16:53
Muhterem Müminler!
İslam dini insan hayatına ve sağlığına büyük önem vermiştir. Kuran-ı Kerimde ve Hz. Peygamberin (S.A.V) hadisi şeriflerinde hayat ve sağlığın Allahın insanlara vermiş olduğu en büyük nimet ve emanet olduğu beyan edilmiştir. Yüce dinimiz İslam, insanları Allaha kulluğa çağırmaktadır. Bu kulluğun hakkıyla yerine getirilebilmesi için, dini, aklı, canı, nesli ve malı korumayı amaçlayan evrensel değerleri ortaya koymuştur.
İnsanın bu maddi ve manevi değerleri koruyabilmesi için öncelikle sağlıklı olması gerekir. Zira hasta olan bir insanın bu değerleri koruyabilmesi zordur. Sağlığına dikkat etmeyen, hastalık karşısında mağlup düşen insan, huzur içinde ailesine bakamaz, çevresine ve milletine faydalı olamaz, Allaha karşı gereği gibi kulluk yapamaz.
Sağlık; insanın yaşına, vücuduna ve yaşadığı iklime uygun olarak, her türlü faaliyet ve hareketlerde aşırılığa gitmeden uygun olanı yapmaya bağlı olan bedensel bir düzendir. Sağlığını korumak isteyen insan aşırılıktan ve cimrilikten sakınmalıdır.
Hastalık ise; canlılar için kaçınılmaz bir durumdur. Ancak ondan korunmak ve tedavi olmak dinimizin bize bir emri olduğu unutulmamalıdır.
Değerli Müminler!
Yarattığı varlıkların ihtiyaçlarını en iyi bilen Yüce Allah, haram ve sakıncalı yollara düşmeden nimetlerinden yararlanmamızı ister. İnsan sağlığını bozan fiil ve davranışları da yasaklar. Bu amaçla temiz ve faydalı gıdalar helal kabul edilmiş, insan sağlığına zararlı olanlar haram kılınmıştır. Sevgili Peygamberimiz (S.A.V) de tıp ve tedaviyi işaret ederek; her hastalığın bir çaresi olduğunu bildirmiş ve tedavi yollarının araştırılmasını istemiştir. Nitekim Sevgili Peygamberimiz kendisi bizzat tedavi olarak bu konuda örnek olduğu gibi “Yüce Allah verdiği derdin, şifasını da vermiştir. Her derdin bir devası (ilacı) vardır. İlacı bulunur, tedavi yapılırsa, Allahın izniyle hasta iyileşir.”[1] buyurmuştur.
Başka bir hadisi şerifte ise; tedavi olmayı ilahi takdire aykırı sayarak “Ey Allahın Resulü! Tedavi olalım mı? Allahın takdirine karşı bunun bir yararı olur mu? diye soranlara “Tedavi olmakta Allahın takdiridir. Tedavi olunuz, zira Cenab-ı Hak hiçbir hastalık yaratmamıştır ki; devasını da yaratmış olmasın. Sadece biri, yaşlılık müstesna”[2] buyurmuştur.
Aziz Müminler!
O halde geliniz güzel dinimizin ilke ve prensiplerini Allaha kulluk bilinciyle hayatımıza tatbik edelim. Unutmayalım ki; insanlara hayat verecek, onları; maddeten ve manen sağlıklı ve diri tutacak iksir, Allah ve Resulünün emir ve yasaklarına bağlılıktır. Sözlerimi bu hakikati en güzel şekilde vurgulayan, hutbemin başında okuduğum yüce kelamımız Kuran-ı Kerimin Enfal suresi 24. ayetiyle bitirmek istiyorum. Yüce Rabbimiz buyuruyor ki;
“Ey iman edenler! Allah ve Resulü, sizi, hayat verecek şeylere çağırdığı zaman, o çağrıya uyun ve bilin ki, Allah kişi ile kalbi arasına girer. Yine bilin ki, onun huzurunda toplanacaksınız.”[3]
[1] Tirmizi Tıb, Hadis No:2038 [2] Tirmizi Tıb, Hadis No:2065 [3] Enfâl Suresi, 8/24